Ara Formlar Çıkmazı

Eğer canlı türleri arasında evrimcilerin iddia ettikleri gibi bir geçiş olsaydı yeryüzü katmanları arasında milyonlarca ara form fosili bulunması gerekirdi. Oysa 140 yıldır sürdürülen çalışmalara rağmen tek bir tane bile ara form bulunamadı. Sadece bu gerçek bile, tüm canlıları Allah'ın yarattığını kanıtlamak için yeterlidir.

Evrim teorisi, canlıların tek bir ortak atadan tesadüfler sonucu meydana geldiklerini iddia eder. Teoriye göre, canlılar, çok uzun bir zaman içinde birbirine eklenen küçük değişimlerle farklılaşmışlardır.

Bu iddia doğru olsaydı, tarihte, farklı canlı türlerini birbirine bağlayacak çok sayıda "ara tür" yaşamış olması gerekirdi. Örneğin sürüngenler eğer gerçekten kuşlara evrimleşselerdi, tarihte milyarlarca yarı kuş-yarı sürüngen canlı yaşamış olması gerekirdi.

Charles Darwin de, teorisini kanıtlayabilmesi için fosil kayıtlarının bu "ara-geçiş formları"yla dolu olması gerektiğini biliyordu. Ama hiçbir ara form fosili olmadığının da farkındaydı. Bu yüzden Türlerin Kökeni adlı kitabında bu soruna özel bir bölüm ayırmıştı.

Charles Darwin bu büyük sorunun ilerde aşılacağını, yeni araştırmaların ara form fosillerini ortaya çıkaracağını umuyordu. Darwin'den bu yana geçen 140 yıldır, evrimcilerin tüm çabalarına rağmen tek bir ara form fosili bile bulunamamıştır. Ünlü evrimci paleontolog Derek Ager, bu gerçeği şöyle itiraf eder:

"Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz." (Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, cilt 87, 1976, s. 133)

Canlıların yeryüzünde aniden oluşmuş olmaları ise, elbette Allah'ın varlığının açık bir ispatıdır. Evrimci olmasına rağmen biyolog Douglas Futuyma da, "Canlılar, dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır, ya da kendilerinden önce var olan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa, o halde üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir." (Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New York: Pantheon Books, 1983. s. 197) diyerek bu açık gerçeği kabul eder.

Tüm evrimcilerin, yıllardır yaptıkları ara fosil bulma çalışmaları, her seferinde hüsranla sonuçlanmaktadır. Günümüzdeki örneklerinden hiçbir farkı olmayan milyonlarca yıllık fosiller; canlıların evrim sonucu değil, kusursuz bir yaratılış sonucunda ortaya çıktıklarının ve asla bir evrim geçirmediklerinin açık birer delilidir. Tüm canlıları üstün güç sahibi olan Allah yaratmıştır.

Benzer Canlılar Ara Form Değildir

Tarihte, farklı büyüklükte ama benzer canlıların yaşamış olması da bir "ara form" kanıtı değildir.

Eğer üstteki farklı ceylan ve geyik türlerinin sadece fosil iskeletleri olsaydı, evrimciler bunları büyükten küçüğe doğru sıralayarak hayali bir evrim şeması oluşturabilirlerdi. Ama bu canlılar birer ara form değil, bağımsız birer canlı türüdür.

Ara Formlar, "Yarım" Canlılar Olmalıdır

Evrimcilerin bulmak zorunda oldukları ara formlar, iki canlı türü arasında kalan, ancak eksik ve yarım organlara sahip canlılardır. Örneğin eğer denizyıldızları gibi omurgasızlar, evrimcilerin iddia ettikleri gibi balıklara evrimleşmişse, çok sayıda "yarı balık" ve "yarı denizyıldızı" canlı yaşamış olmalıdır. Ancak fosil kayıtlarında sadece kusursuz denizyıldızları ve kusursuz balıklar bulunur.

"Mozaik Canlılar" Ara Form Değildir

Evrimci çevrelerin öne sürebildikleri en önemli ara-geçiş formu adayı, Archæopteryx isimli 150 milyon yıllık fosil kuştur. Evrimciler, bu fosil kuşun iyi uçamayan yarı-dinozor bir canlı olduğunu iddia ederler.

Oysa evrimcilerin birçok kere yanlış olduğu gösterilen bu iddialar, 1997 yılında bulunan yeni bir Archæopteryx fosiliyle beraber kesin olarak yıkıldı. Bu canlının uçuş kasları için gerekli olan göğüs kemiğine sahip olmayışı, canlının uçamayacağının en önemli kanıtı olarak gösterilmekteydi. Ancak 1992 yılında bulunan yedinci Archæopteryx fosili, canlıda evrimcilerin çok uzun zamandır yok saydıkları göğüs kemiğinin var olduğunu göstermiştir. Bu kemiğin varlığı, Archæopteryx'in uçucu bir kuş olduğunu ispatlamış durumdadır.

Evrimcilerin, Archæopteryx'i ara-geçiş formu olarak gösterirken dayandıkları diğer iki nokta, yani kanatlarının üzerindeki pençelerin ve ağzındaki dişlerinin bir ara form özelliği olmadığı da anlaşılmıştır. Günümüzde yaşayan iki tür kuşta, Taouraco ve Hoatzin'de de dallara tutunmaya yarayan pençeler bulunduğu görülmüştür. Tarihte yaşamış farklı kuş türlerinde de dişler vardır. Dahası Martin, Stewart ve Whetstone gibi ünlü kuş bilimcilerin yaptıkları ölçümlere göre, Archæopteryx'in diş yapısı sürüngenlerin diş yapısından tamamen farklıdır.

Tüm bu bulgular, Archæopteryx'in ara form olduğu yönündeki evrimci iddiaların hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını göstermektedir.

Zaten bir canlı grubunun diğer canlı grubuna ait özellikler barındırması, bir ara form özelliği değildir. Örneğin Avustralya'da yaşayan Platypus, bir memeli olmasına rağmen sürüngenler gibi yumurtlayarak çoğalır. Ayrıca kuşlara benzer bir gagası bulunur. Bilim adamları Platypus gibi canlılara "mozaik canlı" ismini verirler. Mozaik canlıların ara form sayılamayacağı, önde gelen evrimciler tarafından da kabul edilmektedir.

Hayali Canlılar

Evrimcilerin hayallerinde yaşattıkları ara-geçiş formlarının eksik ve kusurlu organlara sahip olması gereklidir. Örneğin kuş ve sürüngen arasındaki bir canlı, yarım kanatlara ve yarım kuş akciğerlerine sahip olmalıdır. Oysa böyle bir canlının ne fosilleri bulunmuştur, ne de aşağıdaki resimdekine benzer böyle "tuhaf" bir canlının doğada yaşamını sürdürmesi mümkündür. Bulunan tüm fosiller, eksiksiz ve mükemmel yapılı canlılara aittir.