• Ana Sayfa
  • Madde 26
  • Madde 38
  • Madde 27
  • Madde 39
  • Madde 28
  • Madde 40
  • Madde 29
  • Madde 41
  • Madde 30
  • Madde 42
  • Madde 31
  • Madde 43
  • Madde 32
  • Madde 44
  • Madde 33
  • Madde 45
  • Madde 34
  • Madde 46
  • Madde 35
  • Madde 47
  • Madde 36
  • Madde 48
  • Madde 37
  • Madde 49
  • Madde 50



  • 37.İKİ AYAKLILIK

    Tüm fosil kayıtlarının yanı sıra, insanlarla maymunlar arasındaki aşılamaz anatomik uçurumlar da insanın evrimi masalını geçersiz kılar. Bu uçurumların biri, yürüyüş şeklidir.


    İnsan iskeleti dik yürümeye uygun olarak yaratılmıştır. Maymun iskeleti ise, öne eğik yapısı, kısa bacakları ve uzun kolları ile, dört ayaklı birhareket biçimine uygundur. Bu iki yapı arasında bir "geçiş formu" oluşması ise, bu geçiş formunun verimsizliği nedeniyle mümkün değildir.

    İnsan iki ayağı üzerinde dik yürür. Bu, başka hiçbir canlıda rastlanmayan, çok özel bir hareket şeklidir. Diğer bazı hayvanlar ise iki ayaklı olarak sınırlı bir hareket kabiliyetine sahiptirler. Ayı ve maymun gibi hayvanlar ender olarak (örneğin bir yiyeceğe ulaşmak istediklerinde) iki ayakları üzerinde kısa süreli hareket edebilirler. Normalde öne eğik bir iskelete sahiptirler ve dört ayakla yürürler. Fakat iki ayaklılık, evrimcilerin iddia ettiği gibi, maymunların dört ayaklı yürüyüşünden evrimleşmemiştir.

    Öncelikle iki ayaklılık evrimsel bir avantaj değildir. Zira, maymunların hareket şekli insanın iki ayaklı yürüyüşünden daha kolay, hızlı ve verimlidir. İnsan ne bir şempanze gibi ağaçlar arasında daldan dala atlayarak ilerleyebilir, ne de bir çita gibi saatte 125 km hızla koşabilir. Aksine insan, iki ayağı üzerinde yürüdüğü için yerde çok daha yavaş bir biçimde hareket edebilir ve bu nedenle doğadaki canlıların en savunmasızlarından biridir. Dolayısıyla, evrimin kendi mantığına göre, maymunların iki ayaklı yürümeye yönelmelerinin hiçbir anlamı yoktur. Aksine, evrime göre insanlar dört ayaklı hale gelmelidirler.

    Evrimci iddianın bir diğer çıkmazı ise, iki ayaklılığın Darwinizm'in "aşama aşama gelişme" modeline kesinlikle uymamasıdır. Evrimin temelini oluşturan bu model, evrimin bir aşamasında iki ayaklılıkla dört ayaklılık arasında "karma" bir yürüyüş olmasını zorunlu kılar. Oysa İngiliz paleoantropolog Robin Crompton, 1996 yılında bilgisayar yardımıyla yaptığı araştırmalarda bu çeşit bir "karma" yürüyüşün (bkz. Karma yürüyüş) imkansız olduğunu göstermiştir. Crompton'un vardığı sonuç şudur: "Bir canlı ya tam dik, ya da tam dört ayağı üzerinde yürüyebilir." Bu ikisinin arası bir yürüyüş biçimi, enerji kullanımının aşırı derecede artması nedeniyle mümkün olmamaktadır. Bu yüzden yarı-iki ayaklı bir canlı var olması mümkün değildir.

    Geri     İleri