• Ana Sayfa
  • Madde 26
  • Madde 38
  • Madde 27
  • Madde 39
  • Madde 28
  • Madde 40
  • Madde 29
  • Madde 41
  • Madde 30
  • Madde 42
  • Madde 31
  • Madde 43
  • Madde 32
  • Madde 44
  • Madde 33
  • Madde 45
  • Madde 34
  • Madde 46
  • Madde 35
  • Madde 47
  • Madde 36
  • Madde 48
  • Madde 37
  • Madde 49
  • Madde 50



  • 34."İNSAN EMBRİYOSUNDAKİ SOLUNGAÇLAR" HURAFESİ, HANGİ BİLİMSEL SAHTEKARLIĞA DAYANIR?

    Canlıların, doğumlarına kadar olan süre içinde anne rahminde 'evrime delil olabilecek bazı dönemler' geçirdiği tezi, evrim teorisinin temelsiz iddiaları arasında özel bir yer tutar. Çünkü evrimci literatürde "rekapitülasyon" olarak bilinen bu tez bilimsel bir yanılgı olmasının ötesinde bilimsel bir sahtekarlığı da ifade etmektedir.


    Bilim tarihinin en önde gelen şarlatanlarından biri olan Ernst Haeckel

    Rekapitülasyon iddiası evrimci biyolog Ernst Haeckel tarafından 19. yüzyılın sonlarında ortaya atılmıştır. Bu terimin ifade ettiği evrimci tez, "bireyoluş soyoluşun tekrarıdır" (ontogeny recapitulates phylogeny) şeklinde özetlenen bir iddia öne sürer. Bunun anlamı, canlı embriyolarının gelişim süreçleri sırasında, sözde evrimsel atalarının geçirmiş oldukları evrim sürecini tekrarladıklarıdır. Örneğin, insanın ana rahminde önce balıklara, sonra sürüngene benzediğini, son olarak da insan özellikleri gösterdiği öne sürülmektedir. Embriyonun gelişim dönemi içinde "solungaç" sahibi olduğu iddiası da işte bu tezden kaynaklanmaktadır.

    Oysa bu tez tam bir hurafeden ibaretti. Rekapitülasyonun ortaya atılmasından sonraki yıllar içinde bilimdeki ilerlemeler, tezin geçerliliğinin araştırılmasına olanak sağladı. Bunun sonunda tezin, bunu ortaya atan evrimcilerin hayal güçlerinden ve kasıtlı çarpıtmalarından başka dayanağının olmadığı anlaşıldı. İnsan embriyosunun ilk dönemlerinde ortaya çıktığı iddia edilen sözde solungaçların, gerçekte insanda orta kulak boşluğu, östaki borusu, paratiroidler ve timüs bezlerinin oluşumları öncesindeki taslağı oluşturdukları anlaşıldı. Evrimciler tarafından insan embriyosunun "yumurtanın sarı kesesi"ne benzetilen bölümünün fetus için kan üreten bir parça olduğu saptandı. Evrimcilerin embriyoda görerek "kuyruk" yakıştırması yaptıkları bölümün ise insanın omurga kemiği olduğu ortaya konmuş ve evrimcilerin "kuyruk" benzetmesinin bu bölümün anne karnında bacaklardan önce gelişmeye başlamasından kaynaklandığı anlaşıldı.

    Tezin ortaya atılışından sonraki gelişmeler"rekapitülasyon"un bilimsel hiçbir dayanağının olmadığını göstermişti. Ancak aynı gelişmeler, tezin sadece bilimsel bir yanılgıdan değil, bariz bir "sahtekarlık"tan kaynaklandığını da gösterecekti.

    HAECKEL'İN ÇİZİM SAHTEKARLIĞI
    Rekapitülasyon tezini ortaya atan Ernst Haeckel, teorisini desteklemek için bazı çizimler de yayınlamıştı. İlerleyen yıllarda ve daha Haeckel hayattayken yapılan incelemelerin ortaya koyduğu sonuç son derece çarpıcıydı. Haeckel balık ve insan embriyolarını birbirine benzetebilmek için sahte çizimler yapmıştı! Sahtekarlık yaptığının anlaşılmasından sonraki açıklamaları ise çok daha şaşırtıcıydı:

    Bu yaptığım sahtekarlık itirafından sonra kendimi ayıplanmış ve kınanmış olarak görmem gerekir. Fakat benim avuntum şudur ki; suçlu durumda yan yana bulunduğumuz yüzlerce arkadaş, birçok güvenilir gözlemci ve ünlü biyolog vardır ki, onların çıkardıkları en iyi biyoloji kitaplarında, tezlerinde ve dergilerinde benim derecemde yapılmış sahtekarlıklar, kesin olmayan bilgiler, az çok tahrif edilmiş şematize edilip yeniden düzenlenmiş şekiller bulunuyor. (Francis Hitching, The Neck of the Giraffe: Where Darwin Went Wrong, New York: Ticknor and Fields 1982, s. 204)

    Önde gelen bilim dergilerinden Science da, 5 Eylül 1997 tarihli sayısında, Haeckel'in embriyo çizimlerindeki sahtekarlık konu etmiştir. "Haeckel'in Embriyoları: Sahtekarlık Yeniden Keşfedildi" başlıklı makalede şu gerçekler vurgulanmıştır:

    Haeckel'in sahtekarlığının daha 1901'de ortaya çıkmasına rağmen yüzyıla yakın bir süre boyunca bu konunun ispatlanmış bir bilimsel kanunmuşcasına birçok evrimci yayında yer bulması da dikkat çekicidir. Evrimci düşünce sahipleri ideolojilerini bilimselliğin önüne koyarak farkında olmadan çok önemli bir mesaj vermişlerdir: Evrim bilim değil, bilimsel gerçeklere rağmen ayakta tutulmaya çalışılan bir dogmadır.

    Geri     İleri